Ebu’l Kasım El-Zehravi Kimdir? Buluşları Nelerdir?

Ebu'l Kasım El-Zehravi Kimdir

Gerçek adı Halef bin el-Abbas ez-Zehravi olan ünlü cerrah Zehravi’nin künyesi Ebu’l-Kasım’dır. Kurtuba yakınlarındaki El Zehra’da doğması onun Zehravi ismiyle meşhur olmasına vesile olmuştur.

Ebu’l Kasım El-Zehravi Kimdir?

Kendisi zengin ve tıp dünyası açısından katkı dolu uzun bir tıbbi kariyerden sonra, 1013’te vefat etmiştir. Batı bilim dünyasında Zehravi; Ebüll-Kasis, Bukasis ve Al-Zahravis olarak tanınmıştır. Ebu’l Kasım ismi önce Latince’ye ve sonra da İngilizce’ye çevirilerde, Abulcasis ve Albucasis şekillerine dönüştürülerek sıklıkla kullanılmaktadır.

Öğrenimini ilim ve kültür seviyesi olarak en yüksek üniversiteler arasında sayılan Kurtuba Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Zehravi tıp eğitimini nazari ve uygulama sahalarında derinleştirerek bu alanlarda uzmanlık kazanmıştır. Aynı dönemde Avrupa ülkelerinde bilim ve teknoloji konusunda ciddi bir geri zihniyet hakimdi. Bilim adamları sadece Endülüs İslam Üniversitesi’nden aldıkları temel bilgilerle ilerleme yolunu tutmuşlardı. Sadece o dönemde bilim lisanı olarak kullanılan Arapça’yı öğrenenler, bu dilde hazırlanmış değerli eserleri kendi dillerine çevirebiliyorlardı.

Avrupa’nın bu durumda olduğu bir dönemde yetişen Zehravi, ilk önce Endülüs Emevi halifelerinden olan 3. Abdurrahman ile, sonra da yerine geçen 2. Hakem devrinde saray doktoru olarak hizmet vermiştir. Bu devlet adamlarının özel doktorluğunu yapan Zehravi tarihte Müslüman cerrahların babası olarak kabul edilmiştir.

Zehravi’nin ünü daha çok cerrahi alanda olmuştur. Cerrahi yöntem, henüz Avrupa tıp literatüründe geçerli bir yöntem olarak kabul edilmezden önce Zehravi İslam aleminde modern cerrahinin öncülüğünü yapıyordu. Bu da cerrahinin Avrupa’nın aksine, İslam aleminde; makbul, yaygın ve revaçta bir ilim olduğundan ve uygulamada başarılı neticeler verdiğini gösteriyordu. Cerrahiye ilk önem veren alim, ünlü Ebu Bekir El Razi idi. Ali bin Abbas ise onun yolunu takip etmiş, sonra da ibn-i Sina ünlü bir tıp alimi olarak yetişmiştir.

Endülüs’te de İbn-i Zühr bu sahada çalışmalar yapmıştır. Tıp ve cerrahiyi birleştirerek, tıp biliminde önemli adımlar atmıştır. Fakat cerrahinin başlı başına bir bilim dalı haline gelmesi, Zehravi sayesinde olmuştur. Zira Zehravi sadece nazariyelerle ilgilenmemiş bir yandan cerrahi içerikli ameliyatlar yaparak, metodlar ve aletler keşfetmiştir. Ardından da bu yöntem ve aletleri başarıyla kullanmayı başarmıştır. Öyle ki döneminde Avrupa’da Zehravi’nin eserleri ve bunlarda ortaya koyduğu tıbbi ve cerrahi usuller özellikle Rönesans döneminde temel müracaat kaynağı olmuş, rönesans hareketinde Zehravi’nin büyük etkileri olmuştur.

Ez-Zehravi, Müslüman cerrahlar arasında en çok tanınmış ve eseri en çok bilinen hekim olarak da bilinmektedir. Tarihi kaynaklara göre Ebu’l Kasım tıp konusunda son derece yetenekli ve becerikliydi. ‘Zehravi’nin, vezirin evinde İsa Bin İshak’la birlikte fizik, matematik ve astronomi sohbetleri yaptıkları, halife 3. Abdurrahman’ın özel doktoru olarak görevli oldukları ayrıca hastalarını evlerine giderek tedavi ettikleri, çok sayıda hastaları olduğu ve hastalarıyla yakından ilgilendikleri bilinmektedir. (Kitab El-Tasrif) ya da Batı dünyasında bilinen adıyla (Concessio ei data qui componere haud valet).

Endülüslü ünlü alim ibn-i Hazm’ın ifadelerinden Ebu’l Kasım Zehravi’nin, o çağın en yoğun ve en ciddi şekilde tıp bilimiyle uğraşan doktoru olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Özellikle Ebu’l Kasım’ın ününün yayılmasına katkıda bulunan en önemli unsurun ünlü eseri El-Tasrif olduğu bilinmektedir. iki ciltten meydana gelen ve otuz bölümden oluşan bu kitap, dokuz yüz sayfalık bir eser olup eserin gerçek adı “El-Tasrif Limen Acize ari-it Telif’tir.

Zehravi tıp ve özellikle cerrahi alanında önemli bir çığır açmış ve telif etmiş olduğu bu eseri ile dünya tıp tarihine adını yazdırmıştır. Kitabı her ne kadar genel tıp bilgileri içerse de yine de ayrıcalıklı bir eserdir. Çünkü eserde cerrahi çalışmalarını 11 geniş anlamda açıklamıştır.

El-Tasrif, cerrahi aletlerin sadece tariflerinin yapıldığı değil aynı zamanda aletlere ait resimlerin de bulunduğu ilk kitaptır ve her el yazması nüshasında değişik sayıda bulunan yaklaşık 200 alet tanımlanmış ve resimlendirilmiştir. Bu cerrahi aletlerin birçoğu daha önce hiçbir ameliyatta kullanılmamış yeni aletlerdir. Avrupa’da cerrahinin temelinin atılmasına vesile olan bu eser, Salerno, Montpellier ve diğer Avrupa tıp fakültelerinde asırlarca ders kitabı olarak okutulmuştur.

Kitab El-Tasrif’in Bölümleri Hakkında 

Kitabın birinci ve ikinci bölümlerinde hastalıkların genel değerlendirmesi yapılarak tedavileriyle ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümden yirmi beşinci bölüme kadar olan kısımda ise ilaçların terkibi anlatılmıştır. Yirmi altıncı bölümde hastalık, sağlık ve yiyecek rejiminden bahseden Zehravi, yirmi sekizinci bölümü ise basit ilaçlarla yiyecekler konusuna ayırmıştır. Ancak kitabın en önemli kısmını otuzuncu bölüm meydana getirmektedir.

Burada, cerrahlıkla ilgili bilgiler anlatılmaktadır. Eserin diğer bölümünde ise Zehravi, kulak-burun-boğaz, oftalmoloji (göz bilimi) gibi ihtisaslaşılmış tıp dallarında cerrahi tedavinin kapsamlı bir anlatımına ek olarak, aynı zamanda çeşitli ilaçların hazırlanışını da ele almış, tasfiye etme ve kan dolum giderme gibi tekniklerin uygulanışını detaylı olarak tanımlamıştır.

Bunlar dışında bu ünlü eser, dağlama, mesaneden taş atılması, hayvanların incelenmesi, ebelik, kan durdurucu maddeleri esas alarak cerrahi tedavilerin çeşitli yönlerini tanımlayan, cerrahi üzerine üç kitaptan oluşmaktadır. Zehravi, ölü ceninin atılması ve ampütasyon (organ kopmaları) dahil, birçok hassas operasyonu daha mükemmel bir hale getirmiştir. Ayrıca tıpta müstesna bir hastalık olarak bilinen hemofiliyi ayrıntılı olarak tanımlayan ilk kişi de yine Zehravi’dir.

Cerrahi ameliyatlarda kullanılan dikiş iplikleri ile ilgili çalışmalar da yapan Ebu’l Kasım bu amaçla ipek ipliği imal etmiştir. Burun içi etini temizleyip almak için ilk defa senanin adı verilen orijinal bir alet yapmış, aynı şekilde ilaçları mesaneye vermek için madeni şırıngayı ilk defa o yapıp kullanmıştır.

Dişler, kırık çıkıklar, bağırsak dikişleri, diz mafsallarındaki kangrenler, damarların anevrizmalarının tedavisi gibi daha birçok konuda Ortaçağ’ın en büyük cerrahlarından biri sayılan Fransız cerrah Guy de Chauliac, onun fikirlerinden faydalanmıştır. ‘Magna Chinirgua’ adını verdiği eserinde Chauliac en az iki yüz defa Ebu’l-Kasım’dan söz etmiştir. Böbrek taşlarının nasıl çıkarılacağını da ilk defa Zehravi tespit etmiştir.

Ebu’l Kasım’ın ilk defa gerçekleştirdiği bu ameliyat, çağımızın en ileri gelen operatörlerinin yaptıkları ameliyatlarla aynı şekilde yapılmıştır. Ayrıca, Ebull Kasım yaraların dağlanması, idrar torbası içindeki taşları parçalayarak çıkarmak, tecrübe ve beceri artırmak amacıyla canlı hayvanlar üzerinde ameliyatlar yapmak, kadavra üzerinde tıbbi çalışmalar yapmak gibi, yeni fikir ve yöntemler de denemiştir. O, bir aile üzerinde gözlemlediği bazı vakaların toplamından hemofiliye dair açıklamalarda da bulunmuştur. Ebu’l Kasım, Percival Pott (1713- 1789)’dan 7 asır önce artrit ve fıkra tüberküloz hastalığı üzerinde de çalışmalar yapmış bir doktordur.

Zehravi, kadın hastalıkları alanında usul ve aletlerde de büyük yenilikler yapmıştır. Ceninin ters doğumuna müdahalede bulunmuştur. Geliştirdiği metod, doğuma oldukça yardımcı bir yöntem olarak kullanılmıştır. Halbuki ünlü Efesli jinekolog Soranus (98-138) ve selefleri buna cesaret edememişlerdi. Ancak, asırlar sonra Stuttgartlı jinekolog Walcher (1856-1935) buna teşebbüs etmiş ve bu usül ‘Walcher Durumu’ adıyla üne kavuşmuştur.

Pratisyen cerrahlarına, suni dikişi, kürk dikişini, karın yaralarında sekiz dikişi, bir ipliğe geçirilen iki iğneli dikişi, hastanın kendi bağırsakları ile yapılan dikişi, bağırsak ameliyatında (kat-küt’ü) o öğrenmiştir. Bütün ameliyat dikişlerinde, özelikle de karın çukuru altındaki cerrahi müdahalelerde, leğen kemiğini yatakta ilk defa yüksek tutan da yine o olmuştur. Avrupa bu ameliyat yöntemini ondan öğrenmiştir.

Zehravi’nin en çok meşgul olduğu ve çağdaşlarını da en fazla meşgul eden hastalıklardan biri de kanserdi. Onun, bu hastalık için ortaya koyduğu tedavi usulleri günümüze kadar uygulanmaya devam etmiştir. Akciğer iltihaplanmaları üzerinde de çalışmış ve ameliyatla göğsü yarıp dağlama yoluyla enfeksiyonları tedavi etmede başarı sağlamıştır. Dağlama yoluyla hastalıkları iyileştirmede uzmanlaşmış ve bu tekniği hemen hemen 50 farklı operasyonda uygulamıştır.

İlk defa fıtık ameliyatını gerçekleştirmiş, ameliyatlarında kendine has anestezi metodlarını uygulamaya sokmuştur. Mafsal iltihaplarını tetkik ederek tedavisi üzerinde durmuş, varis yani damar genişlemesi hastalığı üzerine çalışmalarda bulunmuş, ameliyat sırasında mum ve alkol kullanarak kanamayı durdurmayı başarmıştır. Açık kırıklarda, yaranın bakımı için alçı sargısından bir pencere kesip açma metodu da ona dayanmaktadır. Alçı sargısını yumuşak maddelerle doldurma fikrinin sahibi de yine Ebu’l-Kasım olmuştur.

Meşhur fizyolojist Halen’in ifadesiyle Zehravi’nin eserleri 14. asırdan önce yaşamış bütün cerrahlar için yegane kaynak olmuştur. Avrupa yüzyıllar boyunca onun eserlerini inceleyip, yazdıklarından faydalanmış ve ona dayanarak çeşitli buluşlar yapmışlardır. Zehravi doğulu bilim adamlarından çok, Batılı bilim adamlarından takdir toplamayı da başarmıştır.

Zehravi ve Diş Hekimliği 

El-Zehravi cerrahlığının yanı sıra, diş hekimliğinde de bir uzman olduğunu kitabındaki açıklamalarla göstermiştir. Kitabı, birçok önemli diş ameliyatlarının bir tanımına yer vermenin yanı sıra, bu ameliyatlar sırasında kullanılan çeşitli aletlerin çizimlerini de içermektedir. Aynı hizada olmayan ve deforme olmuş dişlerin problemlerini ve bu kusurların nasıl düzeltileceğini ele almıştır. Yapay dişleri hazırlama ve bunlarla kusurlu olan dişleri değiştirme tekniğini geliştirmiştir.

Zehravi, çürük dişlerin kırılmadan çekilebilmesi için kurşunla doldurulup çekilmesi fikrini ortaya atan ilk doktor olarak bilinir. Diğer metallerin ağız içinde kimyasal reaksiyona gireceğini düşünerek altın tel kullanmayı tercih eden doktor ayrıca demir, bakır ve altından yapılmış cerrahi aletler geliştirmiştir.

El-Tasrif’in 30. bölümü ve Ebu’l Kasım Usulü Hidrosefali Tedavisi. 10. yüzyılın en önemli tıp adamlarından olan Zehravi, dünya tıp tarihinde çok önemli bir yer kaplayan bu eserinde, cerrahi üzerine yazılmış olan 30. bölümde günümüzde hidrosefali olarak adlandırılan hastalığa yer vermiştir. Bu bölüm yüzyıllarca cerrahlar için önemli bir kılavuz bölüm niteliği taşımış, cerrahinin İslam tıbbında o döneme kadar verilmiş en sistematik bir değerlendirmesine bu bölümde özel bir yer ayrılmıştır. Hidrosefali eski dönemlerden beri bilinen, anlaşılması çok uzun sürmüş ve bu nedenle tedavisi ancak 20. yüzyılda başarılabilmiş bir hastalıktır. Zehravi, kitabında hidrosefali tedavisini şöyle anlatmaktadır.

Bu hastalık en sık olarak doğum sırasında ebe, bebeğin kafasını kaba bir şekilde yakaladığında meydana gelir. Bazen gizli ve bilinmeyen nedenle de olur. Bu hastalığı çok küçük çocuklar dışında hiç görmedim ve ölüm gördüklerimde, birden karşıma çıktı; bu nedenle bu vakaların ameliyatını üzerime almamayı tercih ettim. Kafası sıvıyla dolu ve büyüklüğü her gün artan, kafasının boyutundan dolayı dik oturamayan bir çocuk gördüm; ve sıvı, çocuk ölene kadar arttı. Şimdi bu sıvı bazen deri ile kemik arasında toplanır; bazen de kemiğin altında, membranın üstünde toplanır.

Ameliyat Şöyledir 

Sıvı, deri ile kemik arasında ve şişlik küçükse, insizyon, kafanın ortasında, transvers bir şekilde yapılmalıdır. Kesinin uzunluğu yaklaşık olarak iki başparmak eklemi kadar olmalıdır ki, sıvı dışarı aksın. . Sıvı çok fazla ve şişlik büyükse, birbirini kesen iki insizyon yapın.

Fakat eğer sıvı kemiğin altında ise ki bunun bulgusu (arazı, işareti) olarak kafatasının sütürlerinin tüm taraflarda açıldığını, parmaklarınızla bastığınızda suyun, belirgin olarak çöktüğünü görürsünüz, kafanın ortasında üç insizyon yapmalısınız. Yardıktan sonra, bütün sıvıyı çekin; sonra yarıkları ped ve sargılarla bağlayın, sargının üzerine, yağla beşinci güne kadar pansuman yapın. Sonra sargıyı gevşetin ve yarayı, pansuman için kullanılan keten tiftiği ve merhemlerle tedavi edin; ve kafayı hafifçe sarmaya unutmayın ve hastaya, parça güçlenene ve iyileşene kadar, kuru diyetle ve az sıvı ile besleyin. Başka bir yarma örneği şişlik ve sıvı toplanmasının belirgin olduğu yeri görmektir. Bazen bu, kafanın ön ya da arkasında ya da sağ ya da sol yanında daha büyük olur.

Bu nedenle kabartı ve şişliğin gözle görüldüğü yeri yarın; bu yeri her hangi bir yolla kesin. Kanamaya neden olmamak ve sıvının boşalması ile beraber aynı zamanda kanamadan dolayı hasta ölmesin diye, bir arter kesmemeye dikkat edin. Zehravi’nin eseri el-Tasrifin Leon ve Spinks tarafından yapılmış İngilizce çevirisinde “Hidrosefali” başlığı altındaki bölümde, kafatasının içinde ve dışında olan sıvı birikimlerinin her çeşidinden bahsedildiği dikkat çekmektedir.

Eseri Başka Dillere de Çevrilmiştir

Cerrahi üzerine olan bu kitap Latince, Türkçe, İbranice ve Fransızca’ya orijinal Arapça metinden tercüme edilmiştir. Eserin cerrahi konusundaki en bilinen 30. makalesi Arapça’dan yaptığı tercümelerle ünlü Gerard de Cremona ya da diğer adıyla Cremonalı Gerard (1114-1187) tarafından Latince’ye ‘Liber Al-Saharavi de Chirurgia’ adıyla tercüme edilmiştir. Bu çeviriyle eser, Batı’da geniş ölçüde tanınmış, İtalyan ve Fransız cerrahları üzerinde hayli etkili olmuştur.

Kendisine gösterilen ilgi, eserin modern döneme kadar etkisini korumasını sağlamıştır. Bundan on yıl sonra da Marsilya’cla Chem Tobb bu eseri İbranice’ye çevirmiştir. Ayrıca eczacılık hakkındaki 28. makalesi 1288’de Latince’ye ‘Liber servitoris’ adı ile tercüme edilmiştir. Bu eser dünyada matbaada basılan dördüncü tıp kitabıdır.

Bugün Kitab el-Tasrif in seksenden fazla yazma ve basılı kopyası bulunmaktadır. Birçok defa Latince’ye ve İbranice’ye tercüme edilen eserin birinci ve ikinci kısımları 1519 yılında da Ausburg’da Latince olarak basılmıştır. Eserin özellikle otuzuncu bölümü Fatih Sultan Mehmed Han zamanında, Amasya Hastanesi Başhekimi Sabuncuzade Şerefeddin tarafından bazı küçük ilavelerle Cerrahiye-i İlhaniye adıyla Türkçe’ye tercüme edilmiştir.

Zehravi Usulü Hijyen 

Zehravi, daha o devirlerde birçok günlük acil durumlarda cerrahi yöntemlere başvurmuş ve bunlarda başarılı sonuçlar elde etmiştir. Hatta Zehravi’nin burun ameliyatları yaptığı ve gümüş nitrat kullandığı bilinmektedir. Dağlama yöntemini de kullanan Zehravi bu yolla daha önce hiç yapılmamış birçok cerrahi tedaviyi başarıyla sonuçlandırmıştır. Hayatının büyük bir kısmını doğduğu yer olan El Zehra’da tıp ve eczacılık araştırmaları ile geçiren Zehravi cerrahi uygulamalarda hijyen konusuna da son derece önem vermiştir. Ameliyatlarda kullandığı aletleri kendisine has bir yöntemle mikroplardan temizledikten sonra kullanmıştır.

Bu hijyeni, madde ‘üs-safra denilen bir maddede faydalanarak sağlamıştır. Günümüzde yapılan araştırmalar, bu maddenin bakterileri yok eden bir özelliğe sahip olduğunu göstermiştir. Ayrıca Ebu’l Kasım Zehravi, cerrahlar için anatomi bilgisinin son derece gerekli olduğunu savunmuş ve ameliyat yapılacak kısım hakkında gerekli bilgiye sahip olunmadıkça ameliyata girişilmesini doğru bulmadığını ifade etmiştir. Anatomi bilmeden yapılan ameliyatların istenmeyen neticeler doğuracağını özellikle vurgulamıştır.

Cerrahiyi bağımsız bir ihtisas dalı haline getiren Ebu’l-Kasım sayesinde tıbta emsalsiz bir yükseliş devri başlamış, Batı’da cerrahi onun sayesinde anatomi ile ortak çalışmalar yapar hale gelmiştir.

Kullandığı Cerrahi Aletler Hakkında Kısa Bir Bilgi

1) El-Zehravi birkaç cerrahi aletin mucididir. Bunların üçü dikkat çekicidir.

2) Kulağın iç muayenesi için bir alet, idrar yolunun dahili tetkiki için bir alet ve boğazdan yabancı cisimleri çıkarmak veya boğazla ilgili uygulamalar için için bir alet.

3) El-Zehravi’nin tıp ve cerrahi alanını çok derin şekilde etkilediğinden hiçbir şüphe yoktur. Bizzat onun tarafından ortaya atılan prensipler tıp biliminde, özellikle cerrahide güvenilir olarak tanımlanmaktadır. Bu yöntemler ve uygulamalar tıp dünyasını etkilemeye beş yüzyıl kadar devam etmiştir.

Paylaş


Duyuru:

Arkadaşlar çok talep olduğu için yalnızca sosyal medya hesaplarından yazıyı paylaşan kişilere gönderim yapıyoruz. Lütfen gönderiyi paylaştığınız link ve e-posta adresinizle yorum yapınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Duyuru:

Arkadaşlar çok talep olduğu için yalnızca sosyal medya hesaplarından yazıyı paylaşan kişilere gönderim yapıyoruz. Lütfen gönderiyi paylaştığınız link ve e-posta adresinizle yorum yapınız.